İzzet Ve Şeref ALLAH’tandır.

Hamd Allâha mahsustur. Ona hamd eder Ondan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden Ona sığınırız. Onun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki Allâhtan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki Muhammed aleyhisselâm Onun kulu ve Rasûlüdür. Bundan sonra

Velâ Allâh Subhânehu ve Teâlâ için sevmektir. Söz fiil ve niyet ile birlikte Allâhın sevdiklerini sevmek onlara yakın olmak onların tarafında bulunmak ve onları dost edinmektir.

Berâ Allâh Subhânehu ve Teâlâ için buğzetmektir. Söz fiil ve niyet ile birlikte Allâhın sevmediklerine buğuz etmek onlardan uzak olmak ve onlara düşmanlık etmektir.

ALLAH  için sevmek ve Allâh için buğzetmek İslâm Dîninin en önemli esaslarından biridir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Îmânın en güçlü ve güvenilir kulbu Allâh için sevmek ve yine Allâh için buğzetmektir. [İbn Ebî Şeybe 321 Taberânî el-Kebîr: 10357

Kim Allâh için sever Allâh için buğzederse ve Allâh için verir Allâh için vermezse îmânı kemâle erdirmiştir. [Ebû Dâvud 4681 Taberânî Evsât 9083

Müslümanlar Müslümanların kâfirler ise kâfirlerin velîleridir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velîleridirler. [et-Tevbe Suresi Ayet  9/71]

Kâfirler birbirlerinin velîleridir. [el-Enfâl Suresi Ayet 8/73] Bu itibarla Müslümanlar kâfirleri kendilerine velî edinmezler. Akrabalık bağı olarak en yakınları dahi olsalar onları kendilerine dost ve sırdaş yardımcı ve yetkili edinemezler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Ey îmân edenler Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olanları velî dost yardımcı sırdaş edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. [el-Mümtehine Suresi Ayet  60/1]

Allâha ve âhiret gününe îmân eden bir toplumun babaları oğulları kardeşleri veya yakınları dahi olsa Allâha ve Rasûlüne muhâlefet eden kimseler için bir sevgi beslediklerini göremezsin. İşte Allâh onların kalblerine îmânı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. [el-Mücadele Suresi Ayet  58/22]

Mutlak sevgi ve yardım ancak müminler içindir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Sizin velîniz dost yardımcı ve destekçiniz ancak Allâh Onun Rasûlü rükû ediciler olarak namaz kılan ve zekâtı veren müminlerdir. Kim Allâhı Rasûlünü ve îmân edenleri velî edinirse hiç şüphesiz galip gelecek olanlar Allâhın taraftarlarıdır. [el-Mâide Suresi Ayet 5/55-56]

Mutlak buğuz ve düşmanlık ise sadece kâfirler içindir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Ey îmân edenler Eğer küfrü îmâna tercih ederlerse babalarınızı ve kardeşlerinizi bile velî dost yardımcı lider edinmeyin. İçinizden kim onları velî edinirse işte onlar zâlimlerin tâ kendileridir. [et-Tevbe Suresi Ayet 9/23]

Buğuz ve düşmanlığı en çok hak edenler tâğûtlar ve tâğûtî sistemlerdir. Sonra da bunların dostları ve yardımcılarıdır.

Hiçbir Müslümana mutlak olarak buğzetmek ve düşmanlık göstermek onu tamâmen terk etmek onun şeref ve haysiyetini zedelemek câiz değildir. Günahkâr bile olsa ancak günahı kadar ona buğzedilir. Îmânından ve güzel amellerinden dolayı da sevgi ve dostluk beslenir. Zîrâ İslâm kardeşliği işlenen günah küfre varmadığı sürece devam eder. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Muhammed Allâhın Rasûlüdür. Onunla beraber bulunanlar kâfirlere karşı çok şiddetli ve metin kendi aralarında pek yumuşak ve gayet merhametlidirler. [el-Fetih Suresi Ayet 48/29]

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur: Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez onu zâlime teslim etmez. Kim Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allâh da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa bu sebeble Allâh da onu kıyâmet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanın bir kusûrunu örterse Allâh da kıyâmet günü onun kusûrunu örter. [Buhârî 2442 [Müslim 2580

Allâh Subhânehu ve Teâlâ kâfirlere hiçbir dönemde velâyet yetkisi tanımamıştır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Allâh müminlere karşı kâfirlere asla yol vermeyecektir. [en-Nisâ Suresi Ayet 4/141]

Kâfirlere müşrik ve mürtetlere velâyet vermek küfürdür. Bunun söz ya da yazı fiil ya da niyet olması arasında fark yoktur. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Eğer onlar Allâha Nebîye ve ona indirilene Kurâna inanıyor olsalardı onları kâfirleri velî edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fâsık kimselerdir. [el-Maide Suresi Ayet  5/81]

Kişinin sevdiği dost olduğu savunduğu şerî olarak itaat ettiği emri altına girdiği kendisi üzerinde tasarruf yetkisi verdiği ve muhâkeme olduğu merci velâyet yetkisi verdiği yerdir. Bu itibarla Müslümanların velîsi Allâh Subhânehu ve Teâlâdır. Çünkü Müslümanlar Ona boyun eğerek Onun ilâhlığını kabûl ederler. Onun gönderdiği dîni tasdik edip kanunlarını benimseyerek uygularlar ve Allâhı kendilerine dost kabul ederler. Kâfirlerin velîsi ise tâğûttur. Çünkü kâfirler Allâhu Teâlânın dînine boyun eğmezler kanunlarını reddederler. Onu kendilerine dost edinmezler. Kâfirler idâre ve yaşam şeklinde kanun ve nizam belirlemede Allâhın değil de kendileri gibi beşer olanlara tâbi olarak tâğûtların velâyetini Allâhın velâyetine tercih ederler. Böylece velîleri olan tâğûtlar gibi Cehennem ateşinde ebediyen kalmayı hak ederler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Allâh îmân edenlerin velîsidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velîleri ise tâğûttur. Onları aydınlıktan çıkararak karanlıklara sokarlar. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalırlar. [el-Bakara Suresi Ayet  2/257]

Kâfirleri ve tâğûtları yücelmek onlara saygı göstermek ve onları övmek İslâma karşı küfrün Müslümanlara karşı kâfirlerin safında olmak onların bekâsı ve düzenlerinin kuvvetlenmesi adına görev almak Müslümanların gizli hallerini onlara haber vermek onlara velâyet vermektir. Böyle bir amelin sâhibi kâfirdir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:Ey îmân edenler Yahûdî ve Hıristiyanları velîler edinmeyin Onlar birbirlerinin velîleridirler. Sizden kim onları velî edinirse muhakkak o da onlardandır. Şüphesiz Allâh zâlimler topluluğuna hidâyet vermez. [el-Mâide Suresi Ayet 5/51]

Müminler müminleri bırakıp da kâfirleri velîler edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allâhtan hiçbir şey yardım-bağlantı yoktur. [Âli İmrân Suresi Ayet  3/28]

Kâfirler Müslümanlar üzerine yönetici olamazlar. Zîrâ bu onlara velâyet vermek demektir. Bu nedenle Müslümanlar her nerede yaşarlarsa yaşasınlar kendi içlerinden bir kimseyi kendilerine yönetici olarak seçmeleri farzdır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Ey îmân edenler Allâha ve Rasûlüne itaat edin. Ve sizden olan ulul-emre de itaat edin. [en-Nisâ Suresi Ayet 4/59]

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur: Üç kişi yolculuğa çıktığı zaman içlerinden birini emîr seçsinler. [Ebû Dâvud 2608 [İbn Hibbân 2132

Müslüman yöneticilere emrettikleri şeyde Allâha isyân olmadığı sürece hoşa gitsin yahut gitmesin -velâyetin bir gereği olarak- itaat etmek farzdır. İsyân etmek ise haramdır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Müslüman kişinin kendisine bir masiyet emredilmediği sürece sevdiği ve hoşlanmadığı hususlarda dinlemesi ve itaat etmesi üzerine bir yükümlülüktür. Masiyet emredildiğinde ise dinlemek ve itaat etmek yoktur. [Buhârî  7144 Müslim 1839

Allâh Subhânehu ve Teâlânın dînine karşı savaş açan Müslümanları bulundukları yerlerden çıkaran hapseden ve baskı uygulayan ve katleden kâfirlerle güç nispetinde savaşmak farzdır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:Sizinle savaşanlara karşı Allâh yolunda savaşın ancak aşırı gitmeyin. Elbette Allâh aşırı gidenleri sevmez. Onları bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. [el-Bakara Suresi Ayet  2/190-191]

Müslümanlara zararı olduğu bilinmeyen kâfirlere karşı çeşitli iyiliklerde bulunmak ise câizdir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Allâh sizinle dîn konusunda savaşmayan sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adâletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allâh âdil davrananları sever. Allâh ancak dîn konusunda sizinle savaşanları sizi yurtlarınızdan sürüp çıkaranları ve sürülüp çıkarılmanız için destek verenleri velî edinmenizden sakındırır. Kim onları velî edinirse artık onlar zâlimlerin tâ kendileridir. [el-Mümtehine Suresi Ayet  60/8-9]

Kâfirlerin imâmlığı câiz değildir. Onların ibâdetlerinin hiçbiri Allâh katında kabul edilmez. Müslümanların onların arkalarında namaz kılmaları sahih değildir.

Bidâtcı kimselerle oturulmaz ve sözleri dinlenmez onlarla konuşulmaz ve yardım edilmez. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim bir bidat çıkarır veya bidatçiye sığınıp destekçi olursa Allâhın meleklerin ve tüm insânların lâneti onun üzerine olsun. Böyle bir kimsenin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir. [Buhârî 3179 Ebû Dâvûd 2034 Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellemin âlinin ve ashâbının üzerine olsun. Yardım ve başarı izzet ve şeref Allâhtandır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hacı Ahmet Ünlü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak CT Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan CT Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Nevşehir Markaları

CT Haber, Nevşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (505) 453 50 40
Reklam bilgi

Anket Nevşehir İçin Hangi Milletvekili Daha Çok Çalışıyor ?