Yetiş Ya Şeyhim Ya Gavsım Diyen Müşrikler Hakkında Beyan

ALLAH Subhanehu Ve Tealaya ibadet ederken araya bazı aracılar koymanın veya daha orijinal bir ifadeyle söyleyecek olursak tevessül meselesinin hükmü hakkında kardeşler arasında bazı yanlış bilgiler var. İslam bu konuda detaya gittiği ve her bir başlığı ayrı değerlendirdiği halde kardeşlerden kimileri eksik bilgilerinden dolayı bütün aracılıkları her türlü tevessül çeşidini şirk zannedip falan şeyin hatırına diyen herkesi kâfir kabul ediyor kimisi ise bu noktada daha dengeli bir yol izleyerek taksimat yolunu tutuyor.

Acaba gerçekten de İslam nazarında her türlü aracılığın veya bütün tevessüllerin hükmü şirk midir Bu meselenin gerçek hükmü nedir Yoksa bu konuda da bazı detaylar var mıdır

Şimdi inşâallah aşağıdaki taksimatı yaparak İslam nazarında aracılığın/tevessülün hükmünün ne olduğunu izah etmeye çalışacağız. Kardeşlerimizden zikredeceğimiz taksimatı güzelce hıfzederek aracılık tevessül meselesinde doğru bilgiye sahip olmalarını istirham ediyoruz.

Kurân ve Sünneti gözden geçirdiğimizde İslama göre üç türlü aracılık/tevessül olduğunu görürüz

ŞİRK OLAN ARACILIK

BİDAT OLAN ARACILIK

CAİZ OLAN ARACILIK

Bunların her birinin kendisine göre tanımı ve kısımları vardır.

YAPILMASI ŞİRK OLAN ARACILIK Eğer bir insan Allaha giden yolda İBADETLERDEN HERHANGİ BİRİSİNİ KENDİLERİNE SUNARAK araya bazı zatları koyar ve sadece Allaha yapılması gereken bir kulluk fiilini onlara da sunarsa bu şirk olan aracılık olmuş olur. Örneğin başı dara düştüğünde

Yetiş ya şeyhim

Ey gavsım yardımıma gel

Ey sâlihler sıkıntımı giderin gibi ifadelerle tevessülde bulunursa burada ibadetlerden birisi olan duayı Allahtan başkasına sarf etmek söz konusu olduğu için böylesi bir insan şirke düşmüş olur. Bu tevessül istiğâse ile aynı anlamda olan tevessül/aracılıktır. Akaidle alakalı kitaplar okunurken Bu tevessüldür dolayısıyla şirktir gibi ifadelerle karşılaşıldığında kast edilenin bu kısım olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

YAPILMASI BİDAT OLAN ARACILIK

Bir insan hürmetli olduklarına dair haklarında delil bulunmayan bazı zatları sırf onların Allah katında değerli olduğunu düşünerek duasında araya koyar ve onların hürmetine Allahtan bir şeyler isterse bu bidat olan aracılık olmuş olur. Bu kısmın hükmü haramdır. Burada dikkat edilmesi gereken en temel şart onların hatırına Allahtan bir şeyler isterken İBADET SAYILAN HERHANGİ BİR EYLEMİ KENDİLERİNE SUNMAMAKTIR. Eğer kişi ibadet sayılan bir sözü veya fiili onlara sunarsa o zaman bu bidatlikten çıkar ve bir önceki kısma dâhil olarak şirk hükmünü alır. Bu ince ayrıntıyı kaçırmamak gerekir. Bu kısma da

Allahım falan âlimin hürmetine bana şunu ver

Filan yerin hatırına şu sıkıntımı gider

Şu günün şu ayın şu şehrin yüzü suyu hürmetine yardım et gibi sözleri örnek verebiliriz.

Dikkat edilirse burada talep ve istek direkt Allaha yöneltilmektedir sadece bu yönlendirme yapılırken değerli olduğu düşünülen bir şey araya konmaktadır.  İşte bu bu kısmı şirk seviyesinden düşürüp bidat konumuna koymaktadır. Eğer birinci maddenin örneklerinde olduğu gibi talep ve istek Allaha değil de bir zata yönlendirilmiş olsaydı o zaman bu şirk olurdu. İmam Ebu Hanife rahimehullahın şöyle dediği nakledilir: Hiç kimsenin Allahtan başka biriyle Allaha dua etmesi doğru değildir. Yine şöyle dediği de nakledilmiştir: Ben dua eden bir kimsenin Arşının izzet makamları veya kullarından falanın hakkı için diye dua etmesini kerih görüyorum.  Bu kaviller Hanefî fıkıh kitaplarının birçoğunda kaydedilmiştir. Hanefîlerin büyük fakihlerinden İmam Kâsanî der ki: ويكره للرجل أن يقول في دعائه أسألك بحق أنبيائك ورسلك وبحق فلان لأنه لا حق لأحد على الله سبحانه وتعالى Kişinin dua ederken: Nebilerinin rasûllerinin  ve falan kişinin hatırı için senden istiyorum demesi mekruh olur çünkü hiç kimsenin Allah üzerinde bir hakkı yoktur. Bedâius-Sanâi 11/368 Hanefilerden İmam Muhammede göre mekruh lafzının haram ile neredeyse eş anlamlı olduğu Ebu Hanife ve Ebu Yusufa göre ise tahrimen mekruh manasına geldiğini bilerek bu ibareyi değerlendirmek gerekir. Netice olarak Allahın kendisi ile tevessül edilebileceğine dair hakkında delil indirmediği hiçbir şeyi araya koyarak istekte bulunmak doğru değildir velev ki bu aracı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bile olsa

YAPILMASI CAİZ OLAN ARACILIK

Kurân ve Sünnetin nassları bizlere ancak şu üç şeyle tevessülde bulunmanın caiz olduğunu ifade etmiştir.

ALLAHIN İSİM VE SIFATLARIYLA YAPILAN TEVESSÜL

Bir kulun

Allahım Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin er-Rahîm olansın bu nedenle bana merhamet et

Allahım Sen eş-Şâfi olansın bu isminin hürmetine bana şifa ver

Allahım Sen el-Kerîm olansın bu isminin hürmetine bana ikramda bulun diyerek dua etmesi bu kabildendir. Bu ve benzeri isimleri vesile edinerek Allahtan istekte bulunmak caizdir. Rabbimiz şöyle buyurur: En güzel isimler Allahındır o halde Ona o güzel isimleri aracı edinerek dua edin Arâf Suresi Ayet 180 Bir adam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanında şöyle dua etti: Allahım Senden başka hiçbir ilahın olmadığına Senin tek ve Samed olduğuna doğurmadığına başka birisi tarafından doğrulmadığına ve hiçbir şeyin senin dengin olmadığına şehadet ettiğim için yani bunun hatırına Senden istiyorum. Bunu duyan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem adama: Allahtan öyle bir isimle istedin ki O bununla istenince verir bunu zikrederek dua edene icabet eder buyurdu. Ebu Davud 1493

SÂLİH AMELLERLE YAPILAN TEVESSÜL Bir Müslümanın  Allahım Sana iman ettiğim Rasulünü sevdiğim ve dinine ittiba ettiğim için benim şu ihtiyacımı yerime getir Allahım Kıldığım namazlar tuttuğum oruçlar ve yaptığım hayırlar hatırına bana şunu ver diyerek dua etmesi bu kısma dâhildir. Şu iki âyet bunun delillerindendir: Onlar ki: Rabbimiz Biz iman ettik o halde bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru derler. Al-i İmran Suresi Ayet 16 Havariler dediler ki: Rabbimiz İndirdiğine iman ettik ve peygamberlere uyduk. O halde bizi şahitlerle birlikte yaz. Al-i İmran Suresi Ayet 56 Bu anlamda daha birçok ayet-i kerime vardır. Mağaraya sıkışan ve sâlih amellerini zikrederek içine düştükleri kötü durumdan kurtulan üç kişinin meşhur hikâyesi de sâlih amellerle tevessülde bulunmanın caiz olduğunu ifade eden Nebevî bir delildir.

BİR MÜSLÜMANIN DUASI İLE YAPILAN TEVESSÜL

Bu da kişinin iman ve ihlâsına güvendiği bir kimseye: Ey Allahın kulu şu içinde bulunduğum sıkıntıyı gidermesi için Allaha dua eder misin demesi veya Allahım Falancanın benim için yaptığı dua vesilesi ile şu dileğimin yerine getirmeni istiyorum diyerek dua etmesi şeklinde olur. İşte zikrettiğimiz bu üç madde İslam Şeriatının bizler için meşru kıldığı aracılığı ifade etmektedir.

SONUÇ: Buraya kadar zikrettiğimiz şeylerden açığa çıktığına göre Dinimizde aracılığın BİR KISMI caiz iken İKİ KISMI caiz değildir. Allahın isim ve sıfatlarıyla yapılan aracılık sâlih amellerle yapılan aracılık bir de samimi bir Müslümanın duası ile yapılan aracılık CAİZDİR. İbadetlerden herhangi birisini kendilerine sunarak birilerini araya koymak ŞİRKTİR. Herhangi bir ibadeti kendilerine takdim etmeksizin sadece onların Allah katında değerli olduğunu düşünerek birilerini araya koymak ise BİDATTİR.

Rabbim hakkı hak olarak bilip kabul etmeyi bâtılı da bâtıl olarak bilip benimsemeyi hepimize kolaylaştırsın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hacı Ahmet Ünlü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak CT Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan CT Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Nevşehir Markaları

CT Haber, Nevşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (505) 453 50 40
Reklam bilgi

Anket Nevşehir İçin Hangi Milletvekili Daha Çok Çalışıyor ?