İl Temsilcisi Ertosun 22 Mart Dünya Su Gününü Kutladı

Jeoloji mühendisleri odası Nevşehir İl temsilcisİ Zafer Ertosun 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla mesaj yayınladı.

Jeoloji mühendisleri odası Nevşehir İl temsilcisİ Zafer Ertosun 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla mesaj yayınladı.

Dünyada suyun öneminin giderek değer kazandığı temiz suya erişim sorununa dikkat çekmek ve içilebilir su kaynaklarının korunup geliştirilebilmesi amacıyla 22 Şubat 1993te Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansında 22 Martın Dünya Su Günü olarak kutlanması önerilmiş ve bu öneri BM Genel Kurulunda da kabul edilerek ilan edilmiştir.

22 Mart 1993ten beri suyun önemiyle ilgili bilincin ve farkındalığın artırılması amacıyla  her yıl farklı temalarla kutlanmakta olan Dünya Su Gününün 2021 yılı teması suyun değeridir.

Birleşmiş Milletler in 2020 Dünya Su Kalkınma Raporuna göre küresel su kullanımının son 100 yılda altı kat arttığı artan nüfus ekonomik gelişme yoğun tarımsal üretim ve değişen tüketim alışkanlıklarının bir sonucu olarak da yılda yaklaşık 1 oranında büyümeye devam ettiği belirtilmektedir. Artan tüketim alışkanlıkları ve küresel ısınmanın da etkisiyle milyarlarca insanın temiz ve sağlıklı su kaynaklarına erişimi günden güne zorlaşmakta aynı zamanda gerek tüketim gerekse iklim kriterlerindeki olumsuz değişim su mevcudiyetini kalitesini ve miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Su kalitesindeki bu değişiklikler sadece ekonomik ve sosyal refahı etkilemekle kalmayıp aynı zamanda çevresel akışın ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğini de etkilemektedir.

Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü su tüketiminin üretimden gelen taleplerle 400 termik enerji üretimine bağlı olarak 140 ve ev içi kullanım taleplerine bağlı olarak ise 130 artacağını dolayısıyla 2000 ile 2050 yılları arasında su talebinin küresel olarak 55 oranında artacağını öngörmektedir. Yine benzer bir çalışma dünyanın içinde bulunduğu koşulların aynen sürmesi durumunda 2030 yılına kadar 40 küresel su açığı ile karşı karşıya kalınabileceği sonucuna varmıştır

Ülkemizde de Devlet Su İşleri verilerine göre günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde çeşitli maksatlara yönelik olarak tüketilebilecek yerüstü ve yeraltı suyu potansiyeli sırasıyla yılda ortalama toplam 94 ve 18 milyar m3 olarak belirlenmiş olup ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m3 tür. Bunun 57 milyar m3ü kullanılmakta olup ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2000 yılında 1652 m3 2009 yılında 1544 m3 2020 yılında ise 1346 m3 olmuştur. Türkiye kişi başına kullanılabilir su potansiyeline bakıldığında su baskısı yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır.

2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.000 m3/yıl civarında olacağı ve Avrupa Çevre Ajansının hazırladığı raporda da 2030 yılında Türkiyenin pek çok bölgesinde orta ve yüksek seviyelerde su sıkıntısı yaşanacağına dikkat çekilmektedir. Bu durum sanıldığının aksine Türkiyenin yakın gelecekte ciddi su sorunları ile karşılaşmaya aday bir ülke olduğunu göstermektedir.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak bugüne kadar yaptığımız önerilerimizi kısa ve uzun vadede yapılması gerekenleri bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz. Ülkemiz yeraltısu rezervlerinin doğru ve sağlıklı şekilde belirlenmesine yönelik olarak ülke çapında yeraltı suyu havzalarının hidrojeolojik çalışmaları hızlı bir şekilde tamamlanmalı havzaların yeraltısuyu potansiyeli belirlenmeli yapılan yeraltısuyu tahsisleri izleme sistemi kurularak takip edilmelidir. 167 Sayılı Yeraltısuları Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatında değişiklikler yapılarak özellikle yeraltısularının korunmasına yönelik ciddi ve caydırıcı önlemler getirilmeli sayıları her geçen gün artan ve 1 milyona yaklaştığı ifade edilen kontrolsüz ve ruhsatsız yeraltısuyu kuyusu açılması önlenmeli aşırı yeraltısuyu çekiminden kaynaklanan obruk veya zemin oturmalarının önüne geçilmelidir. DSİ Genel Müdürlüğü en kısa sürede yeniden yapılandırılarak Yeraltısuları Daire Başkanlığı kurulmalı bu başkanlığın öncülüğünde TUBİTAK ve Üniversitelerimizin de katkılarıyla ülkemiz derin yeraltısuyu akiferleri araştırma programı başlatılmalı derin yeraltısuyu akiferlerin varlığı ve nitelikleri ortaya konulmalıdır. Batı Anadolu ve Akdeniz bölgesinde doğrudan denize boşalan yeraltısuları araştırılmalı bu bölgelerde her geçen gün artan talep de dikkate alınarak bu sular kullanılabilir hale getirilmelidir. Ekolojik göçler çölleşme yok olan sulak alanlar ve meralar plansız tarım politikaları ve plansız hidroelektrik enerji üretimi gibi büyük problemlerle karşı karşıya olan ülkemizde küresel iklim değişikliğinin etkileri de dikkate alınarak kuraklık ulusal afet mevzuatımıza dahil edilmeli bu kapsamda 7269 sayılı kanunda gerekli değişiklikler hemen gerçekleştirilmelidir. Atık sularımız özellikle su kıtlığı çekilen yerlerde yeniden kullanılabilir hale getirilmeli şehir ve sulama şebekelerinde kaçakların önlenmesine yönelik tedbirler alınmalı kent içi rekreasyon alanlarında yüzey suyu depolanması işlevi de gören peyzaj düzenlemeleri yapılmalıdır. Tatlı su kaynaklarımızın 20 si gibi büyük miktarı sanayi sektöründe kullanılmaktadır. Su kullanımının yaygın olduğu sanayi sektörlerinde ileri teknoloji ve atık su kullanımı yaygınlaştırılarak su tasarrufu sağlanmalıdır. Ülkemizde tatlı su kaynaklarının 70 gibi büyük kısmı salmavahşi sulama yöntemleri kullanılarak tarımsal ürünlerin sulanmasında kullanılmaktadır. Bu durum tarımsal üretim alanlarımızda aşırı sulama sebebiyle tuzlanma ve çoraklaşmaya neden olmaktadır. Bunun önlenmesi amacıyla salma sulama yönteminin kullanımı hızla değiştirilmeli ileri teknoloji yöntemleri veya damlama sulama yöntemleri kullanılarak tarımsal alanların sulanması sistemine geçilmeli ve su tasarrufu sağlanmalıdır. Ayrıca Konya gibi su kısıtı bulunan havzalarda ürün paterni değiştirilerek sulu tarım uygulamasından vazgeçilmeli bu konuda çiftçiye gerekli destek ve eğitim verilmelidir. Kentleşme sanayileşme ve tarım politikaları yeniden gözden geçirilerek yüzey ve yeraltısuyu kirliliğine neden olan unsurlar önlenmeli yeraltısuyu akiferleri ve beslenme havzalarının üzerinde veya kenarında yer alan yerleşim birimlerinin planlanması veya gerçekleştirilmesi süreçlerinde bu akiferlerin korunmasına özel önem verilmeli bu alanlar mümkünse planlama süreçlerinin dışına çıkarılmalıdır. Başta Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere kentlerimizin su temin işleri ile sorumlu Genel Müdürlükleri tesisat hizmetleri yapan birimler olmaktan çıkarılmalı yeniden yapılandırılarak kentlerin su temin stratejilerini oluşturan bu stratejilerin gerçekleştirilmesi konusunda çalışmalar yüreten birimler haline dönüştürülmelidir. Bir havzada yer alan tüm su kaynakları yüzey ve yeraltısuları kaynakları dikkate alınarak havza bazında hidrojeolojik çalışmalar yapılmalı o havza için en uygun entegre su yönetim modelleri geliştirilmelidir. Ülkemizin jeolojik yapısına bağlı olarak küçümsenemeyecek miktarda 2-3 trilyon m3 statik rezerv ve fosil su potansiyeli bulunması ihtimali dikkate alınarak bu suların kesin rezervlerinin belirlenmesi için detaylı jeolojik-hidrojeolojik araştırmalar başlatılmalıdır. Kurak ortamlarda göl nehir ve bitki örtüsüyle kaplı aynı zamanda ekonomik kültürel estetik rekreasyonel ve eğitimsel değere sahip sulak alanlar yeryüzünün yalnızca 001ini oluşturmalarına rağmen dünyada bilinen biyolojik türlerin neredeyse 10u için bir yaşam alanı sağlamaktadırlar. Sulak alanlar hidrolojik karbon ve besin döngülerini sürdüren doğal tatlı su sağlayan akışları ve aşırı koşulları düzenleyen akiferleri besleyen önemli su noktaları olup bu alanların korunup geliştirilmesi gerektedir. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde sulak alanları yapılaşmaya açan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde değişiklik öngören düzenleme iptal edilmelidir. Su yapıları ile ilgili proje ve tesislere adeta olumlu karar vermenin alt yapısı olarak kurgulanmış ÇED süreçleri değiştirilmeli hiçbir bilimsel kritere göre belirlenmeyen ve denetlenmeyen can suyu miktarı konusu toplumsal fayda ve bilimsel ilkeler çerçevesinde yeniden tanımlanmalıdır. Ekolojik gerçekler ve kamu yararının göz ardı edildiği enerji gereksiniminin karşılanmasına katkısı olmayacak HESlerden vaz geçilmelidir. Ülkemizdeki yeraltısuyu kaynaklarının korunmasında da gerekli hassasiyet gösterilmeli birbirlerini etkileyecek şekilde su sondaj kuyuları açılmamalı aşırı çekimler kontrol edilerek suyun israfı önlenme ve artezyen yapıp boşa akan kuyular kontrol altına alınmalıdır. Ayrıca Antalya Düden Şelalesinde gibi bir rezalete bir daha karşılaşılmaması için yeraltısuyu kaynaklarının kirletilmesine izin verilmemelidir. Ergene Amik Menderes Kızılırmak gibi su havzalarının kirlenmesine sebep olan her türlü kirletici unsur sanayi tekstil otomotiv vb tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalı ve denetleme mekanizması devreye sokulmalıdır. Kirletenlere karşı caydırıcı işlemler tesis edilmelidir. Suyun doğal çevriminin sürdürülebilmesi ve canlı yaşamın devamının sağlaması adına suyu ticari bir meta olarak gören anlayış yerine suyun tüm canlılar için yaşamsal bir hak olduğu gerçeğinden hareketle bir çerçeve Su Yasası çıkarılmalıdır.

Sonuç olarak su kaynaklarımızın korunmasına ve akılcı kullanılmasına dikkat edilmeli su israfının önlenmesi amacıyla halkımız aydınlatılmalı salma sulama yerine damla ve yağmurlama sulama modellerine ağırlık verilmeli ve teşvik edilmelidir. Ayrıca baraj gölleri ve çevresi ağaçlandırılmalı her türlü kirleticilerin akarsu yataklarına deşarjı önlenmeli ve arıtma tesisleri kurulmalıdır. Tüm bu bilimsel teknik çalışmaların temeli olarak bireylerin ve toplumların sağlıklı içilebilir temiz suya her durumda koşulsuz ve bedelsiz erişim ve tüketim hakkı su hakkı temel bir insan hakkı olan yaşam hakkı olarak görülerek suyun ticarileştirilmesinden su kaynaklarımızın özelleştirilmesinden vaz geçilmeli su yönetim sistemlerine sivil toplum kuruluşları meslek örgütleri ile halkın katılımını esas alan mekanizmalar geliştirilmelidir. Yüzyıllar boyunca medeniyetin beşiği olarak adlandırılan bölgeler hep su havzalarının yakınında kurulmuş suyun hayat verdiği topraklarda gelişmişlerdir. Tarih boyunca insanların ve uygarlıkların gelişiminin en önemli unsurlarının başında gelen tatlı suların araştırılması entegre su yönetimi anlayışıyla kullanılması ticari bir mal olarak görülmeden kamusal bir miras olarak geleceğe korunarak bırakılması yaşamsal bir öneme sahiptir. Ülkelerin doğal zenginliği olan suya olan ihtiyaç arttıkça daha stratejik bir önem kazanmaya başlayan tatlı su kaynaklarının korunması verimli ve planlı kullanımı ile değeri daha önemli bir hale gelmiştir.

Daha yaşanabilir bir dünya dileğiyle "Dünya Su Gününü" kutluyor

22 Mar 2021 - 12:21 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak CT Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan CT Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler CT Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı CT Haber değil haberi geçen ajanstır.



Nevşehir'in Marka İşletmeleri

CT Haber, Nevşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (384) 213 50 40
Reklam bilgi


Anket Korona Virüsü Psikolojinizi Bozdu mu ?