Urgenç Hocalı Katliamının Bir Soykırım Olduğunu Dile Getirdi

NEVŞEHİRMHA Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şube Başkanı Tayfur Urgenç Hocalı Katliamının bir soykırım olduğunu dile getirdi.

NEVŞEHİRMHA Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şube Başkanı Tayfur Urgenç Hocalı Katliamının bir soykırım olduğunu dile getirdi.

Urgenç 26 Şubatta 1992de ne olmuştu. Sevgili dostlarım Güzel İnsanlar saygıdeğer Nevşehirliler Bugün sözlerimle yaşanmışlıkları sizlere anlatarak canınızı acıtmak istiyorum. Kalplerinize dokunmak sözlerimle yüreğinizi kanatmak ve gözlerinizi yaşartmak istiyorum. Bu sefer sizlere ne Türkün gücünden ne Türkün adaletinden ne de Türkün kahramanlığından bahsedeceğim Atlarımız handa beklesin. Ok ve Yay duvarda asılı dursun. Kılıç kınında beklesin. Mehteran geri adımını atsın.

Bu hatıramızda ne ardına 40 çeri alıp Çin Sarayını basan Kürşadı Ne burçlara sancağı diken Ulubatlı Hasanı ne de tek başına Ermenistana hücum eden bir Mübariz İbrahimovu bulacaksınız. Bu sefer sizlerin de benim de payıma bolca gözyaşı düşecek

Sahi 26 Şubatta ne olmuştu

Bu soruyu sorduğunuz bir çok kişiden bu sorunun cevabını alamayacaksınız çünkü bilmiyoruz. Yani en azından ben sorduğumda cevabını alamadım.

Bu yüzden bugün sizlere 29 yıl önce Hocalıda 26 Şubat 1992de ne olmuştu sorusunun cevabını HOCALIda yaşananları anlatmaya çalışacağım.

Osmanlı İmparatorluğunun millet-i sadık olarak adlandırdığı sadık tebaa Ermeniler İmparatorluğun yıkılış sürecinde sabık millet haline dönüşerek isyanlara ve ihanete başladılar. Uluslararası emperyalist güçlerin kuklası olarak yıllarca birlikte yaşadıkları Türk milletine ihanete başladılar. ihanetlerinden en acımasızlarından birisini 1915 yılında Ruslarla işbirliği yaparak doğuda gerçekleştirdiler. Aynı yıllarda Adana Çukurovada güneyde Fransızlarla işbirliği yaparak katliamlara giriştiler.

Ayrılıkçı Ermeniler artık birlikte yaşadıkları Türklere saldırmaya başladılar. Çoğalarak çığ haline gelen bu nefret Ocak 1973te Asala adıyla devam etti. 21 ülkenin 38 kentinde 40 Türk diplomatımızı şehit ettiler. 1980lerden sonra daha da çoğalan nefret Kafkasları sarmaya başladı. Ermeniler silahlanıp daha sistemli saldırmaya başladılar. Azerbaycanın kasaba ve köylerinde yaşayan Türkler saldırılara Ermenilerin otobüs baskınlarına yaralamalarına maruz kaldılar. Azerbaycan Türkleri göçe zorlandı. Rus destekli Ermeni ordusunda amaç Karabağın Ermenistana bağlanmasıydı. Karabağda ikinci Ermeni devletinin kuruluşunu gerçekleştirmekti.

Ermeni güçlerinin 1991in sonlarına doğru ablukaya aldığı Hocalı 936 kilometrekarelik alana sahip 2 bin 605 ailenin toplam 11 bin 356 kişinin yaşadığı bir kasabaydı. Aralık 1991de Karabağın başkenti olarak kabul edilen Hankendi şehrini işgal eden Ermenilerin bir sonraki hedefi Hocalı oldu.

Hocalının etrafındaki bütün köy ve yolları işgal eden Ermeniler kasabanın diğer illerle karayolu bağlantısını kesti. Hocalının diğer bölgelerle tek bağlantısı olan helikopter ulaşımı 28 Ocak 1992de Şuşa Ağdam seferini yapan helikopterin Ermeniler tarafından vurulmasıyla ortadan kalktı. Bu olayda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 44 sivil hayatını kaybetti.

1992de ocak ayının başlarından itibaren elektrik verilmeyen Hocalının savunması sadece hafif silahlara sahip yerel savunma güçleri ve az sayıdaki milli ordu askerinden ibaretti. 25 Şubat 1992den itibaren Hocalıya üç koldan saldırıya başlayan Ermeniler Sovyet Rus ordusunun 366. motorize alayının bütün araçlarını kullanarak şehri iki saat boyunca top ve tank ateşine tuttu. Saldırıdan bir gün sonra ise hafızalardan yıllarca silinmeyecek Hocalı Katliamı yapıldı.

Hocalıda yapılan bir katliam değil soykırımdır

Korku filmlerini aratmayan insanlık dışı bir dram

100 yıllık nefretin Kafkaslardaki son yansıması Hocalı kasabası oldu.

Bundan 25 yıl önce yeni Türk soykırımının modern katliamın adı Hocalı oldu.

Uygar batının gözleri önünde Karabağ Türklerinin kaderi Kanla yazıldı.

26 Şubat 1992 Ayaz kışın ortasında Televizyonlar vahşeti görüntülü verdi.

Dağlık karabağda Hocalı kenti 413 gün Ermeni Kuşatması altında kaldı.

Vahşet ve katliam Hocalı da Dağlık Karabağda artık olağan bir davranış haline geldi.

Gardaşlarımız bacılarımız kızlarımız katledildi vahşice

Kafkaslarda 11.000 kişilik Hocalı kasabası yeryüzünde kimsesiz kaldı.

Yıllarca Rusyanın bölgede Ermeni nüfusu artırma çabalarına karşı kimliklerini korumayı başaran Azerbaycan Türkleri 26 Şubat 1992de o hazin geceyi yaşadılar. Tarih o gece en vahşi katliamlardan birisine şahitlik etti. Vahşetin pençesinden kurtulmaya çalışan Türkler dağlara ormanlara ıssızlıklara karanlığa sığındılar. Türkler için tek çare Ağdamdı. Hocalı da Azerbaycan Türkleri Ermeni vahşeti altından çocuklarını kurtarmak isterken 10 km yaya olarak gece karanlığında Ağdama ulaştılar. Ermenilerin kurduğu pusuyla karşılaştılar kadın çoluk çocuk hepsi öldürüldü. Ermeni bıçaklarından kurşunlarından kurtulanlar Ağdama geldiklerinde çoğunun ayakları donmuştu. Vahşete direnemeyen Türkler karşısında galip gelen Ermeniler kasabayı ateşe verdiler. Azerbaycan Türkleri için kendi topraklarında mülteci olmak yetmiyor gibi birde dondurucu soğuk ve kara kışa karşı mücadele veriyorlardı. İnsanın insana yapamayacağı vahşeti yaşattılar Hocalı ya. Ermeniler soykırım planlarını sinsice uygulamaya koydular. Yüzlerce Türkün canlı canlı kafa derileri yüzüldü gözleri oyuldu tırnakları söküldü. Hamile kadınlarımızın karınları deşildi. Annelerimiz katledilirken ceninlere bile rahat vermediler. Kadınlarımız çocuklarımız Ermeni postalları altında katledildi. Yaşlı dedelerimizin analarımızın yüzleri jiletlerle doğranmış genç kadınların göğüsleri kesilmiş bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Vahşet bunlarla sınırlı değildi. Hocalı ve Ağdam arasındaki orman boyunca cesetler dizilmişti. Yüzlerce çocuk anne ve babasız kalmıştı.

Kafkaslarda yaşayan 11000 Türk tehlikenin tam ortasındaydı.

Ermeniler in yaptığı bu katliamla Hocalı kenti haritadan silindi.

O gece Vahşetten geriye 613 Türkün tanınmayacak cesetleri kaldı. Savaşın yaşamanın ve ölmenin anlamını bile bilmeyen 63 çocuk katledildi. 106 Türk kadını İnsanlık dışı bir dramla Ermeni vahşetini yaşadı. 70 yaşlı Türk katledildi. 1275 sivil Türk esir alındı. 150sinden bir daha haber alınamadı.

Bir Ermeni Doktor Zori Balayan yazdığı Ruhumuzun Canlanması adlı kitapta bizzat kendisinin yaptığı işkenceleri övünerek şu şekilde anlatmaktadır. Aynen aktarıyorum:

Biz Haçaturla ele geçirdiğimiz bir eve girdiğimizde askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğu çok ses çıkarmasın diye Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Daha sonra ben bu 13 yaşındaki Türk çocuğunu Başından ensesinden ve karnından derisini soydum. Sonra saat tuttum ve Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından hayatını kaybetti. İlk mesleğim doktorluk olduğu için merhametliydim bu yüzdende çocuğa yaptığım eziyetten dolayı mutluluk duymadım. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşama kadar aynı şeyi 3 Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak kendi vazifemi yerine getirdim. Türk çocuklarına yaptıklarımdan bahtiyarlık duyuyorum.

Bölücü ve katil bu Ermeni doktorun kalbi gibi soğuk bir 26 Şubat gecesi Hocalı kasabasında yaşananlar koca dünyanın ayıbı Türk dünyasının kara lekesi ve Ceddimizin kemiklerinin sızlamasının sebebidir.

Şimdi soruyorum sizlere

Neredesin uygar dünya Çağdaş batı Müslüman Türkiye Hayvanlara bile reva görülmeyecek bu işkenceleri anlatanlar Dünyada insan gibi aramızda dolaşıyorlar Hocalı öksüz Hocalı yetim Hocalı yoksul sana muhtaç bir şekilde sürünüyor Hocalı senin dualarını bekliyor.

David Herdiyanın Haç Uğrunda kitabında yazdıkları da Balayanıninkinden farksız değil

Cesetleri yakmakla görevli olan Gafan grubu Türklerin cesedini Hocalının 2 km kadar uzağında yaktı. Son kamyonda kafasından ve kollarından yaralanmış 10 yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Dikkatle baktığımda nefes aldığını gördüm. Ağır yaralanmıştı. Soğuk ve açlığa meydan okuyan kız hala hayattaydı. Ölüme meydan okuyan bu kızın gözlerini asla unutmam. Sonra Tigranyan isimli bir asker onu kulaklarından tutup cesetlerin içine attı. Daha sonra da cesetleri yaktı. Ateşten ağlama feryat ve imdat sesleri yükseliyordu.

Dünya barışını sağlamak için kurulan örgütler olaylara sessiz kalıyor. Dünya üç maymunu oynuyor. Bu sessizlik Azerbaycanı Dağlık Karabağı Hocalıyı kaderine küsmeye razı etti. Kendi topraklarında sığınmacı oldular. Yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan Karabağlılar için yaşam mücadelesi kaldığı yerden devam etti. Bakü ve çevresinde çadırlarda barakalarda yük kamyonlarında hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Hepsinin yüreklerinde bir umut var

Atanın Bağrına Geri Dönüş.

Vatanım Karabağ

Yurdum Hocalı

Şimdi soruyorum sizlere

Hocalıyı bilir misiniz Hocalıyı hatırlar mısınız

Hocalıyı öğrendiniz mi

Hocalı yanı başımızda çocuklarımızı koruyamadığımız bacılarımızın namusunun kirletildiği yer. Hatıralarımızın yok edildiği vatan.

Hocalı vahşeti temsil eden şehir.

Hocalı modern uygarlığın vicdanındaki derin yara.

Türkün özünde zulme uğrayana el uzatmak yaraları sarmak kucaklamak vardır. Acıya ortak olmak vardır. Tarihte nerede zulme uğrayan insan varsa oraya Türk Milletinin şefkat eli uzanmıştır. İspanyada Yahudilere el uzatmadık mı

Bosnada Irakta Suriyede hep el uzatmadık mı

Ya Karabağlı Müslüman Türkün durumu nicedir.

Öz Yurtların Emperyal Rus-Ermeni postalları altında ezilirken sen neredesin Türkoğlu

Diller gözler bir kerede Karabağ için haykırsın. Yolumuz Karabağa düşsün

Rusyanın esiri olan binlerce Müslüman Türkü hatırlayalım.

Kafkaslara gidip sahipsiz toprakta yatan yüzbinlerce Müslümanı ziyaret edelim. İşkencelere dur diyelim. Tespihler seccadeler Kuranlar Dualar gitsin Türk Yurtlarına.

Kime üzülmem gerekir sana mı ey Kerkük Kaşgar sana mı yoksa sana mı Güzel Kırım

Yoksa sana mı ey Hocalı

Ve bir gün Gardaşlarım Hocalı da Ağdam da Karabağda çektiğiniz acıları unutturacak

Büyük Türk Dünyasının bir ili olacaksınız.

Abdestinizi Ağdam da alıp namazınızı Hocalı da eda edeceksiniz.

Ovalarınızdan esen Rüzgar topraklarınızdan kan kokusunu değil Türkçe haykıran çocuklarımızın sesleri ile minarelerden yükselen ezan seslerini birlikte yankılandıracaktır.

Sözlerimi Atatürkün şu veciz sözü ile tamamlamak istiyorum:

Azerbaycanın acısı bizim acımız sevinci bizim sevincimizdir.

Bugün dualarınızda Hocalıda katledilen Müslüman Türkler olsun.

Tüm şehitlerimizin Ruhları şad makamları cennet olsun.

Tayfur URGENÇ Türk Eğitim Sen Nevşehir Şube Başkanı

Not: Bu yazı 26 Şubat 2019 tarihinde düzenlenerek yayınlanmıştır. Özellikle 2021 Ekim ayında Azerbaycan-Ermenistan savaşında Türkiye Azerbaycana askeri siyasal ekonomik destek sağlayarak Karabağa insani yardımda bulunmuş savaşın Azerbaycan lehine sonuçlanmasında işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtarılmasında büyük bir rol oynamıştır ifadelerinde bulundu.

26 Şub 2021 - 10:28 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak CT Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan CT Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler CT Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı CT Haber değil haberi geçen ajanstır.



Nevşehir'in Marka İşletmeleri

CT Haber, Nevşehir ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (384) 213 50 40
Reklam bilgi


Anket NEVŞEHİR'İN BELDELERİ ARASINDA EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANLARI SİZCE KİM?