Sarıaslan`dan Basın Açıklaması

CHP Nevşehir Milletvekili Sarıaslan, TBMM İçişleri Komisyonunda, Polis Yüksek Öğretim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi konusu hakkında basın açıklamasında bulundu.

CHP Nevşehir Milletvekili Sarıaslan, TBMM İçişleri Komisyonunda, Polis Yüksek Öğretim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi konusu hakkında basın açıklamasında bulundu.

Açıklamada şu konuşmalara yer verildi;

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer bürokratlar, basının değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasa teklifine genel olarak baktığımızda Cumhurbaşkanlığı sisteminin İçişleri Bakanlığında uygulanmasının bir örneği. Cumhurbaşkanı nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti devletini sanki Meclis yokmuş gibi kanun hükmünde kararnamelerle yönetiyorsa getirmiş olduğunuz bu teklifte de sizler yönetmelikle İçişleri Bakanlığını yönetmek istiyorsunuz. Bakın, ek madde 15 "Personelin ödevleri, hak ve sorumlulukları ile görevin icrası esnasında ve görev dışı zamanlarda personel tarafından uyulması gereken kurallar, sahip olunması gereken vasıflar ve diğer hususlar İçişleri Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelik ile belirlenir." Diğer bir madde, madde 8 "Personelin ödevleri, hak ve sorumlulukları ile görevlerin icrası esnasında ve görev dışı zamanlarda personel tarafından uyulması gereken kurallar, sahip olunması gereken vasıflar ve diğer hususlar İçişleri Bakanlığa tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelik ile belirlenir." Madde 10, değerli arkadaşlar, "Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri, giriş esas ve şartları ile polis yüksek okullarına dikey geçiş yapılmasına ilişkin usul ve şartlar yönetmelikle belirlenir." Şimdi, siz daha önce güvenlik korucuları ve korucu başları hakkında uygulanacak disiplin cezalarının düzenlenmesine ilişkin yine bir kanun teklifi getirdiniz, bu teklifi Anayasa Mahkemesi 24/02/2022 tarihinde esas (2022/12) numaralı dosyada 442 sayılı Türk Köy Kanunu'na, 5673 sayılı Kanun'un 2'nci maddesine eklenen ek madde 18'e ilişkin bir iptal kararı verdi. Bakın, iptal kararında ne diyor: "Temel hak ve özgürlükleri sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğine izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa'nın 2'nci maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Dolayısıyla Anayasa'nın 13'üncü maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa'nın 2'nci maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır." Yani bunu ben söylemiyorum burada, Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu bu karardan alıntı yapıyorum. Yani siz getirmiş olduğunuz bu teklifte bu kadar yönetmelikle yönetmeyi eğer içinize sindirebiliyorsanız, Anayasa Mahkemesi bunu içinize sindirmemeniz lazım, bunların kanunla düzenlenmesi lazım diyor. Neye göre diyor? Hem Anayasa'nın 2'nci maddesine göre hem de 13'üncü maddesine göre diyor. Bu getirdiğiniz kanun teklifi eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinden bu şekilde geçecek olursa Anayasa Mahkemesi yeniden bu kararı iptal eder, onun için burada boşa zaman ayırmış oluruz. Oysa ki Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti ise ki hukuk devleti olduğuna inanıyoruz, bu hukuk devletindeki yazılan anayasal kurallar hepimizi bağlar. Anayasal kurallar gereği biz burada yönetmeliklerle değil, kanunlarla bunun çerçevesini çizmemiz gerekir.

Bakın, değerli arkadaşlar, yine devam edeceğim, biraz önce sunumu yapan Sayın Başkan 2015 tarihinde okulun neden kapatıldığını çok açık, sarih bir şekilde ifade etti. Bu konuyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2015 yılından önce defalarca Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinden, diğer milletvekillerinden iyi niyetli eleştiriler gelmişti. Eğer o eleştiriler göze alınsaydı bizim 2015 yılındaki başımıza gelen Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına gelmezdi. Tamam, bir hatadır dediniz, kabul ettik; insandır, hata yapabilir, insanız hepimiz ama aynı hatayı tekrar etmememiz gerekir. Şimdi, siz aynı hatayı tekrar ediyorsunuz. Nasıl tekrar ediyorsunuz değerli arkadaşlar? Bakın, "Öğrencilerin fakülteye devam-devamsızlık durumları ile fakültede verilecek olan dersler ve süreler yönetmelikle düzenlenir." Madde 12, ek maddde 1: "Genel Müdürlükçe belirlenecek en az dört yıl süreli fakülte mezunlarından yapılacak sınavda başarılı olanlara ilk derecede amirlik eğitimi verilir. Bu merkezin kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları merkeze alınacak öğrencilerde aranacak şartları giriş sınavıyla eğitim-öğretime ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." Tamam. Geçici madde 2'yi okuyorum, burayı hepimizin dikkatle takip etmesi lazım çünkü 2015 yılı öncesi gibi olabilir. 2015 yılında nasıl ki torpille girenler, farklı tarikat mensupları, İçişleri Bakanlığına değişik şekillerde gelmiş, girmiş daha sonra Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına bela olmuşsa yine aynı şey olabilir demiyorum, çok güçlüdür, olma ihtimali vardır diyorum. Neden?

Şimdi, diyorsunuz ki arkadaşlar: "Genel ve özel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlilik sınavına tabi tutularak müfettiş, denetçi, denetmen ve kontrolör kadrolarında yardımcılık veya stajyerlikle geçen süreler dâhil en az beş yıl görev yapmış olanlar arasından -dikkatinizi çekiyorum değerli arkadaşlar, hangi siyasi partiden olursanız olun- yazılı ve/veya sözlü sınav sonucunda başarılı olanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde durumlarına uygun Göç İdaresi denetçiliği kadrolarına naklen atanabilirler. Bu şekilde atamaların sayısı yediyi geçemez." Şimdi, biz bu maddede şöyle bir şey getirsek, desek ki: Buraya alınacaklara yazılı sınav yapılır, bu yazılı sınav sonucuna göre... Bizim kaç tane ihtiyacımız var? Atıyorum bin tane ihtiyacımız var, bin personele ihtiyacımız var. Kaç kişi sınava girmiş? 20 bin kişi sınava girmiş. Arkadaşlar, biz, bu aldıkları puan durumuna göre 100, 94, 95, 93, 97, neyse, sıralamasına göre ilk bine girenler polis olarak atanır ya da amir olarak atanır hükmünü burada koysak, buradaki milletvekili olan bürokrat arkadaşlarımın yüzüne bakarak söylüyorum: Her birimize, ben de dâhil olmak üzere, her polis sınavında telefon açılır: "Bana yardımcı olur musun, bana torpil olur musun?" Biz, muhalefet milletvekili olduğumuz için öyle bir şansımız yok zaten ama burada torpille mülakat demek değerli arkadaşlar. Mülakatta ne soruyorsunuz? Mülakatta sorduğunuz sorular tamamen o kişinin torpiline göre değişiyor; gerçekleri konuşalım, Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşıyoruz. Peki, sınava ne gerek var, mülakata ne gerek var? Millî İstihbarat Teşkilatı bu göreve gelen arkadaşlar hakkında araştırma yapıyor, Emniyet istihbaratı bu göreve gelen arkadaşlar hakkında araştırma yapıyor, savcılık bu göreve gelecek arkadaşlar arasında araştırma yapıyor. Zaten onlarla ilgili gelecek güvenlik araştırmalarında olumsuz bir şey varsa isterse 100 üzerinden 100 alsın, bunu almıyorsunuz, almamanız da normal, son derece doğal. Peki, velev ki dediniz ki "Kardeşim, mülakatta biz kendimize göre -İçişleri Bakanlığının belli kıstasları var- bakışını anlayacağız, duruşunu tespit edeceğiz." Peki, tamam, mülakatı zorunlu kılıyorsanız o zaman şöyle bir madde ekleyelim buna: Mülakat yapılan odanın her bir köşesine kamera sistemi koyalım. Bu kamera sisteminde kim, kime hangi soruyu sormuş, kim, hangi cevabı vermiş ve verilen hangi cevaba göre hangi puan verilmiş; bunların kıstasını koyalım. Burada kendisinin hak ettiğine inanan, yazılıda -atıyorum- 95 almış bir arkadaşımızın "Sen torpilli değilsin." diye mülakatta 5 puan verilip ortalamasını 100 yapıp 2'ye bölüp 50'yle elenmesi yerine vicdanen de ahlaken de hukuken de her birimizi üzmeyecek bu sistemi getirelim diyelim. Var mısınız buna? Biz de buna destek verelim. Burada milletvekili arkadaşlarımız var, bunu getirirseniz biz hem Mecliste hem de buradaki Komisyonda hiç itiraz etmeden destek vereceğiz ama getirmeyeceksiniz. Bakın, getirmemenizin zararını Türkiye Cumhuriyeti devleti çekecek. Yine sinsi sinsi -bir kısmı da açık- sadece oy kaygılarıyla göz yumulan tarikat mensuplarının...

Hükûmet gelir geçer; Bakanlık bizim de Bakanlığımız, Türkiye Cumhuriyeti devleti hepimizin devleti. Bu devletin varlığını sürdürebilmesi, gelişimini sürdürebilmesi, dünya standartları ölçüsünde ilk 10'lara, ilk 5'lere girebilmesinin koşulu layık olan insanların layık olduğu şekilde bir yere gelmesinden geçer değerli arkadaşlar. Bir tarikat mensubu eğer İçişleri Bakanlığında etkin bir yere geliyorsa o tarikat mensubu devletin değil, tarikat mensubunun söylediklerini yerine getirir. Biz bunları yaşadık, biz bunları söylediğimizde güldüler. Geçen sefer ki toplantımızda -bundan bir buçuk yıl önceydi yanlış hatırlamıyorsam- burada Kırıkkale Milletvekili Ramazan Bey vardı. İlhan Selçuk'un o tarihte yapmış olduğu bir tahlil okudum -şimdi yanımda getirmedim ama tutanaklarda var- ve dedi ki Ramazan Bey "Doğru söylüyorsun, onlar görmüş ama biz göremedik." Tamam, onu da kabul ettik, dedik ki tamam, hepimiz hata... Aynı hatayı yapmayalım. Lütfen Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti devletini hepimiz sahipleniriz, orada bir sorun yok. Biz yönetenlerin yanlışlarını söyleriz, yönetenlerin de bu yanlışlardan dönmesi için elimizden gelen mücadeleyi hukuksal anlamda yaparız.

Son sözüm, gelin, bu maddeyi bu dediğim şekilde değiştirelim, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu teklifi kabul edelim, Türkiye Cumhuriyeti devleti de rahatlasın, tarikatların, şeyhlerin, şıhların müritlerinin yönettiği bir ülke olmak yerine... Onların dışında farklı illegal örgütler de olabilir, onların da önüne geçecek şekilde bu yasada düzeltme yapalım diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum.

28 Eki 2022 - 13:29 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Cesur ve Tarafsız Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Cesur ve Tarafsız Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Cesur ve Tarafsız Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Cesur ve Tarafsız Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

Sınav - öğretmenler rahatsız huzursuz,

sizin ve gurubunuzun öğretmenlerin sınav konusuna da ilgi göstermenizi bekliyoruz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Ekim 03:43

Kapadokya'nın Marka İşletmeleri

Kapadokya Bölgesindeki Marka İşletmeler Burada

+90 (384) 213 50 40
Reklam bilgi


Anket NEVŞEHİR'İN BELDELERİ ARASINDA EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANLARI SİZCE KİM?